EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞNI KABUL EDENLER KONU ÖZETİ-DERS NOTU


Reklam

EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞNI KABUL EDENLER
Evrensel ahlak yasasının varlığnı kabul eden yaklaşımları iki kümede toplayabil-
iriz. Bunlardan biri; ahlak yasası, öznel özellikler tarafından belirlenir, ikincisi ahlak
yasası, bireyden bağmsız birtakım nesnel özellikler tarafından belirlenir görüşünü
savunur. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim. 2. Evrensel Ahlak Yasasını Belirleyen Özellikler

a. Evrensel Ahlak Yasasını Öznel (Sübjektif) Özelliklerin Belirlediğini ileri Süre n l e r
Bu görüşü savunan filozoflara göre, evrensel ahlak yasası vardır. Bu yasayı
belirleyen de insan ve onun yaşamıdır. Önde gelen temsilcileri; Jeremy Bentham
(Ceremi Bentam, 1748-1832), John Stuart Mill (Con Stuart Mil, 1806-1873) ve Henri
Bergson (1859-1941)'dur.
Bentham ve Mill
Faydacı ahlak kuramının kurucularında Bentham ve bu kuramı geliştiren Mill,
evrensel ahlak yasasını öznel özelliklerin belirlediğini savunmuşlardır. Onlara göre,
insan doğası gereği acıdan kaçar, hazza yönelir. Mutluluğa ulaşmak ister. İnsan yine
doğası gereği insanlarla birlikte toplum halinde yaşayabilen bir varlıktır. Birey aynı
toplum içinde birlikte yaşadığ diğer insanları etkiler ve onlardan etkilenir. Dolayısıyla
bireyin mutluluğu, çevresindeki insanların mutluluğuna bağlıdır. Toplumsal düzen öyle
kurulmuştur ki, ancak üyesi bulunduğun topluma yarar sağlayan şeyi yaparsan mutlu
olabilirsin. Bu nedenle insan, ahlaki eylemlerinde, yalnızca kendi hazını, yararını ve
mutluluğunu değil, başka insanların yararını ve mutluluğunu da düşünmek durumundadır.
Çünkü ancak genelin (tüm toplumun) mutluluğu sağlandığnda birey de mutluluğa
ulaşabilir.

Bergson
Sezgiciliğin kurucusu Bergson da evrensel ahlak yasasını öznel özelliklerin
belirlediğini savunur. Ona göre doğru eyleme sezgiyle ulaşılabilir. Başka bir anlatımla,
neyin iyi neyin kötü olduğu sezgiyle kavranabilir. Örneğin; bir trafik kazası durumun-
da; uzaklaşıp gitmek, polis ve ambulans çağrmak ve yaralıya yardım etmek gibi bir ç o k
seçenekten hangisini yapacağmıza sezgimiz karar verir. Kendi sezgime uyarak hareket
edersem iyi dolayısıyla ahlaki olanı yapmış olurum. Buradaki ilkeyi şöyle belirtebiliriz;
"Kendi sezgine uy ki hem kendin hem de başkası için iyi olanı yapmış olasın."
Bergson, akla dayanan toplumsal ahlak ve sezgiye dayanan evrensel ahlak olmak
üzere iki tür ahlaktan söz eder. Bergson, toplumsal ahlaka kapalı ahlak adını verir. Bu
ahlak toplumun kendini koruma çabasından, düzeni sürdürme isteğinden doğmuştur.
Kapalı ahlak, toplumsal yapı ve alışkanlıkları, töreleri ve yasaları korumayı sağlar.
Kapalı ahlak belli bir topluma özgüdür. Bu nedenle evrensel ahlak niteliği yoktur. Açık
ahlak ise, temelinde sezginin bulunduğu ve evrensel olan ahlaktır. Bu ahlak belirli bir
toplumla sınırlı olmayan, evrensel olan ahlaktır. Temelinde bulunan sezgi sayesinde,
insanın kendini aşmasını ve özgürleşmesini sağlar. İnsanı iyiye ulaştırır.


JEAN PAUL SARTRE
Evrensel ahlak yasasının varlığnı reddeden filozoflardan biri de Jean Paul Sartre
(Jan Pol Sartır, 1905-1980)'dır. Çağmızın en popüler akımlarından biri olan
varoluşçuluk (egzistansiyalizm) akımının en çok tanınan düşünürüdür.
Sartre, insanın varlığ ile öteki nesnelerin varlığ arasındaki farklılığ inceleyerek
işe başlar. Ona göre insan, Tanrı tarafında özü düşünülmüş ve bu öze göre yaratılmış bir
varlık değildir. Yani insan, kendinden önce gelen ve onu belirleyen bir öze sahipdeğildir. İnsanın varlığnı ya da doğasını, insan tarafından üretilen varlıkların yapısını
açıklar gibi açıklayamayız. Ona göre insan, bir alet meydana getirecekse önce onu
tasarlar. Örneğin, bir sandalye yapmak isteyen bir insanı ele alalım. Bu insan önce
amacını belirler, ne için kullanılacağnı tasarlar. Sonra onu imal eder. Sandalyenin meydana
getirilme sürecine baktığmızda onun özünün, varoluşundan önce geldiğini görürüz.
Sartre'a göre insanda durum böyle değildir. İlk bakışta insanın da bir yaratıcısının
olduğunu yani Tanrının eseri olduğunu düşünürüz. Tanrıyı sandalyeyi yapan marangoz
benzeri doğaüstü bir sanatkar olarak görürüz. Böylelikle de Tanrının, insanı yaratırken
neyi yaratmış olduğunu bildiğine işaret ederiz. Oysa ona göre, insan bir öze, bir taslağa
göre belli bir amaç gözetilerek yaratılmamıştır. İnsan önce var olur, sonra kendisini
nasıl yaparsa öyle olur. Evrende kendi varlığnı yaratan bir varlık vardır o da insandır.
Örneğin, ağaç, ağaçlığnı kendi yapmaz; ancak insan, insanlığnı kendi yapar, değerlerini
kendi yaratır, yolunu kendi belirler.
Ona göre, insanın varoluşu, onun özünden önce gelir. Buna göre insan önce vardır,
sonra şöyle ya da böyle olur, çünkü özünü kendi yaratabilme özelliğine sahiptir. İnsan
dünyaya gelir, orada acı çekerek, mücadele ederek, yavaş yavaş kendi kendini belirler.
Sartre, bireyin kendini tanımasını, benliğini kazanmasını, baskılardan kurtulmasını
istiyor. Toplum içerisinde zaman içinde yok olan birey yerine, tek tek bireylere kişilik
ve sorumluluk kazandırmayı hedefliyor. Bunun da bireyin toplumdan kopmasını savunarak
ve devletin bireyi yutmasına karşı çıkarak mümkün olabileceğini savunuyor. Kısaca
ona göre önemli olan, tüm baskılardan kurtularak birey olabilmektir.
Varoluşçuluk evrensel ahlak yasasının varlığna karşı çıkar. Sartre'a göre "Genel
bir ahlak yoktur. Çünkü dünyada size yol gösterecek bir işaret yoktur. Bir an böyle
işaretlerin var olduğunu düşünelim; ama o işaretleri yorumlayan, taşıdıkları anlamları
belirleyen insan olduğundan genel bir ahlak olmayacaktır.
 

FRİEDRİH NİETZSCHE
Friedrih Nietzsche (Firidrih Niçe, 1844-1900), modern dünyanın yerleşik ahlak
değerleri ile Hristiyan kurumlarına yönelttiği keskin eleştirilerle adından en çok söz
ettiren Alman filozofudur. Bireyi ve bireysel istenci destekleyen değerlerin topluma
egemen olmasını savunur.
Nietzsche'ye göre toplumda iki tür toplumsal sınıf vardır. Bunlardan biri, halk
sınıfı diğeri seçkinler sınıfıdır. Ona göre halk sınıfı sürü durumundadır. Var olan din ve
ahlak kuralları halk sınıfı için yeterlidir. Ama artık, sıradan kimselere yarayan bu ahlak-
tan kurtulmak gerekir. Bunun yerine, deha yani güç ahlakını koymak gerekir. Bu yeni
ahlak değerleri, seçkin sınıf arasından yetişecek üst insanlarca konulacaktır. Nietzsche,
bu yaklaşımı ile gücün en yüce iyi olmasını savunmuştur. Bu yaklaşımı bazı düşünür-
lerce, faşizmin habercisi olarak görülmüş ve eleştirilmiştir.



Reklam


Ekleyen: korhan | Okunma Sayısı: 1612


Bu Kategoride En Çok Okunanlar
  • BİLGİ KURAMI KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • SİYASET-SOSYOLOJİ İLİŞKİSİ KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • MANTIK KONU ÖZETLERİ-TANIM NEDİR DERS NOTU
  • BİREY VE DEVLET İLİŞKİSİ KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • MANTIK KONU ÖZETLERİ- AKIL İLKELERİ (MANTIK İLKELERİ) DERS NOTU
  • DİN FELSEFESİNİN KONUSU KONU ÖZETİ
  • BİLİME FARKLI YAKLAŞIMLAR KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • TOPLUMSAL SAPMA KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • MANTIK KONU ÖZETLERİ-ÖNERME DERS NOTU
  • TOPLUMSAL GRUPLAR KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • MANTIK KONU ÖZETLERİ-KIYAS (TASIM) DERS NOTU
  • ESTETİĞİN TEMEL KAVRAMLARI KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • DİN-SOSYOLOJİ İLİŞKİSİ KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • YGS-LYS SEMBOLİK MANTIK KONU ÖZETİ-DERS NOTLARI
  • YGS-LYS PSİKOLOJİ ÖĞRENME KONU ÖZETİ-DERS NOTLARI
  • BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ KONU ÖZETLERİ-DERS NOTU
  • AHLAK YASASININ EVRENSEL DİNLERE GÖRE TEMELLENDİRİLMESİ KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • KARMAŞA - DÜZEN - ÜTOPYA KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • VARLIK FELSEFESİNİN KONUSU KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • METAFİZİK - ONTOLOJİ İLİŞKİSİ KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞNI KABUL EDENLER KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • MANTIK KONU ÖZETLERİ-KLÂSİK MANTIK DERS NOTU
  • EKONOMİ-SOSYOLOJİ İLİŞKİSİ KONU ÖZETİ-DERS NOTU
  • MANTIK KONU ÖZETLERİ- MANTIĞIN TARiHÇESi DERS NOTU
  • YGS-LYS SOSYOLOJİ TOPLUMSAL KURUMLAR KONU ÖZETİ-DERS NOTLARI
  •